Uygur Türk'lerine zülme devam eden Çin ile niye ticari ilişkiler halâ devam ediyor, Sayın Bahçeli niye duyarsız kalıyorsunuz.!
Çin'in Doğu Türkistan'da yüzlerce yeni toplama kampı inşa ettiği ortaya çıktı
Çin'e bağlı Doğu Türkistan'da uluslararası toplumun tepkisini çeken toplama kamplarının ve gizli gözaltı merkezlerinin sayısının daha da arttığı ortaya çıktı. Pekin yönetimi, söz konusu kamplarda kalan Uygur ve diğer Müslüman Türk azınlıkların "eğitimden" geçtikten sonra serbest bırakıldıklarını ve topluma daha iyi adapte olduklarını iddia ediyor.
Avustralya merkezli düşünce kuruluşu ASPI'nin (Australian Strategic Policy Institute) yayımladığı son araştırma, Pekin yönetiminin yüksek güvenlikli, hapishaneyi andıran tesisleri inşa etmeye devam ettiğini ortaya koyuyor.
ASPI'ye bağlı Uluslararası Siber Politika Merkezi araştırmacıları, Doğu Türkistan'daki 380 gözaltı merkezinin yerini belirlemek ve analiz etmek için uydu görüntüleri kullandı.
Kuruluş, 2017'den bu yana Doğu Türkistan genelinde 400 civarında toplama kampının inşa edildiğini belirtiyor.
Bunlar nispeten düşük güvenlikli tesisler ile yüksek güvenlikli hapishaneyi andıran kampları içeriyor.
Uydu görüntülerinden elde edilen son araştırma, bir öncekine göre onlarca yeni tesissin varlığını ortaya koyuyor.
Çin komünist Devleti’nin Doğu Türkistan’da kurduğu toplama kamplarına sağlıklı olarak giren Uygur Türklerinin toplama kamplarından salıverilmesine yakın vücutlarına bilinmeyen bir madde zerk edilmesi, akıl sağlığını yitirmiş olarak kamptan çıkması ya da çıktıktan sonra birkaç ay içerisinde ölmesi, G. Agamben’in modern egemenin artık öldürmediği ama ölmeye bıraktığı kuramını doğruluyor.
Modern devletler, egemenlik alanları içinde cinayet işlemeksizin adam öldürmenin meşru olduğu alanlar inşa ettiler. Egemen karşısında tüm insanlar potansiyel olarak öldürülebilir, bu eylem cinayet sayılmıyor. Çünkü egemen ve egemen devlet karşısında yurttaşların değeri yoktur.
İmperium(öldürme yetisi) belirsizlik mıntıkaları yaratır. Egemenin varlık nedenini tehdit edince öldürmeyi kendinde bir hak olarak görür. Mantığında devamlılık vardır.
Egemen istediği zaman “zoe”yi “bios”a, “bios” u da “zoe”ye çevirir. Onun gözünde herkes insan- hayvana dönüşebilir. Bu yükseltme ya da indirgemeyi egemen belirler.
İnsana yükseltme ve ya hayvan derecesine indirgenmekten kurtuluşun tek yolu olarak siyaset felsefesi düşünürü “sürekli göç”ü önerir; ki egemen sizin üstünüzde egemen politikalarını uygulayamasın.
Kurbanlar çoğunlukla etnik ya da dinsel kimliklerine göre belirlenir. Soykırım uygulayıcılarına göre çözüm imhadır. Çünkü kurban onun gözünde insan değildir. Tüm insanlar egemenin gözünde harcanabilir.
Modern egemenliğin en net görüldüğü yer “kamp”lardır. Kabul etsek de etmesek de, varoşlar birer kamptır. Şehrin geri kalan kısımları da kamplardır. Şehirler de böyledir. Ülkemizin Doğusu, Güneydoğusu, Orta Doğu, Uzak Doğu, kamptır. Şehirler mobese kameralarıyla; ülkeler, yörüngeye yerleştirilen uydularla egemen tarafından kontrol altında tutulan kamplardır. Egemen davranışı OrtaÇağ’da da böyleydi günümüzde de. Kutsal insan ise bu alanlardan dışlanmış belirsizlik mıntıkasında yaşar ve öldürülmekten böylece kurtulur.


Yorumlar
Yorum Gönder